Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya İl Kongresi yapıldı. Malatya kapalı spor salonunda yapılan kongre, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Mevcut başkan Celal Pektaş ile Veli Ağbaba’ın girdiği seçimde, 295 delege oy kullandı. Delegelerden 169′ünün oyunu alan Veli Ağbaba başkan seçildi. CHP’ye yakışır bir kongre yaptıklarını ifade eden Ağbaba, “Bundan sonra hepimiz birlikte CHP’yi ilk seçimde iktidara taşımak için mücadele edeceğiz. Omuz omuza vererek çalışacağız” dedi.

CHP İl Başkanlığı’na adaylığını yüzlerce kişinin katıldığı kitlesel bir basın toplantısıyla açıklayan Eski İl Başkanı ve CHP Yüksek Disiplin Kurulu Eski Üyesi Veli Ağbaba, “Geçmişte olduğu gibi 6 Marttan itibaren ilimizde CHP’yi sizlerin de desteği ile yeniden iktidar yapacağız” dedi.
Ağbaba’nın Niyazi Mısri Caddesi Karakaş Konağı yanındaki seçim bürosuna bugün (27 Şubat 2010 Cumartesi) sabah saatlerinden itibaren gelen partililer, tek tek İl Başkanı Adayı Veli Ağbaba’ya başarı dileklerini ilettiler. Delegeler ise 6 Mart Cumartesi günü yapılacak kongre öncesinde Ağbaba’yı desteklediklerine dair imza verdiler.
Ağbaba’nın seçim bürosunda saat 14.00’da ise basın toplantısı başladı. Ağbaba konuşmasında şunları dile getirdi
“Partimizin Belediye Meclis üyeliği, Belediye rneclis grup başkanlığı görevini üslenerek başladığım siyasi yaşamımda hep yanımda oldunuz.
Partimin bana verdiği en onurlu ve şerefli görev olarak sürdürdüğüm eski İl Başkanlığım döneminde sizlerden aldığım güçle önemli başarılara hep birlikte imza attık
Milletvekili adaylığım süresince de Partimizi Malatya’da iktidar ve ülkede iktidar olma mücadelesinde bütün gücümle hem sizlere hem de partime layık olmaya çalıştım.
Geçmiş İl Başkanlığım dönemimdeki çalışmalarımla ve sizlerin coşkulu katılımınızla ve bana verdiğiniz destekle;
Binlerce kişinin katıldığı toplantılar yaparak; Laik Demokratik Cumhuriyetin temel ilkelerini, Cumhuriyet Halk Partisinin programını, birlikte çözüm önerilerimizi tartıştık, konuştuk ve birleşmiş kaynaşmış bir CHP kitlesi oluşturduk.
Ancak bugün görmekteyim ki;
Türkiye de CHP’nin %20′ler deki oy oranı %30′lara çıkmış görülmesine rağmen; önemli anket kuruluşlarının sonuçlarına göre ilimizde % 14′ler de görülmektedir. Dağılmış bir yapı ve umudu yıkılmış partililer tablosu görülmektedir.
Bu durum ilimizde partimizin büyümesi bir yana, gerilediğini göstermektedir.
Bu tablo; Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün siyasi terbiyesi ile yetişmiş bizlere ve sizlere yakışan bir tablo değildir.
Bu tabloyu gören, hisseden mevcut İlçe Örgütleri, Belediye Başkanları, İl Genel Meclisi üyeleri, Delegeleri, parti üyeleri, partimize emek vermiş parti büyükleri beni yeniden göreve davet ettiniz.
Sizi sevgiyle saygıyla karşılıyorum. Bu çağrınızı bir emir kabul ediyorum.
Partimizin başarısı için, önce Malatya’da sonra ülkede iktidar olması için; örgütlerle, Parti tabanıyla tüm halkımızla yeniden bütünleşmek için CHP İl başkanlığına aday oldum.
Bu sizlerin talebi; benimde boyun borcum, namus borcumdur.
Geçmişte olduğu gibi 06 Marttan itibaren ilimizde CHP’yi sizlerinde desteği ile yeniden iktidar yapacağız.
ilde oluşturacağımız yeni örgütümüz AKP’nin açmazları ve Malatya’nın sorunları ile yeniden mücadele bayrağı yükseltecek.
Tüm örgüt tek yürek, tek yumruk olacağız. Partimizde ayrılık tohumları değil, birlik tohumları ekilecek.
Partimizdeki dağılmayı durduracağız.
Hiç bir örgütümüz endişeye düşmesin, hiç bir partilimiz kaygılanmasın yeniden toparlanacağız.
Toparlanmak, birlik olmak, herkese saygı bizim sloganımız olacak. Hiç kimse, ama hiç kimseyi dışlamak gibi bir lüksümüz olmayacak.
Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamının çok kritik olduğu bir süreçten geçiyoruz.
Cumhuriyet tarihimizin en ağır ekonomik ve siyasi krizi yaşanıyor. Bu kriz ancak bir CHP iktidarı ile atlatılabilir. Bunun da yolu güçlü, kaynaşmış, bütünleşmiş örgütlülük ile başarılacağına inanıyorum.”
Ağbaba’nın konuşması salonda ve salona sığmayıp caddeye taşan kalabalık tarafından alkışlarla karşılandı.
CHP’DE VELİ AĞBABA ADAY GÖSTERİLDİ
Malatya İl Kongresine hazırlanan CHP’de, bir süre önce il Başkanı Celal Berktaş’ı destekleme kararı aldıkları ileri sürülen 9 İlçe Başkanı, imzalarını geri çektiklerini açıklayarak eski İl Başkanı ve Yüksek Disiplin Kurulu üyesi iş adamı Veli Ağbaba’yı il Başkanlığına birlikte aday göstererek destekleme kararı aldı.
Malatya Gazeteciler Cemiyetinde basın açıklaması yapmak üzere bir araya gelen 9 İlçe Başkanı adına ortak açıklamayı okuyan CHP Battalgazi İlçe Başkanı Yusuf Durmaz, “geçtiğimiz günlerde mevcut il yönetiminin tek başına seçime gireceği düşüncesi ile ilçe başkanları olarak bizler bir oldu-bittiye getirilen acele bir kararla desteğimizi açıklamak zorunda bırakıldık” dedi.
CHP Battalgazi İlçe Başkanı Yusuf Durmaz, Ancak örgüt tabanından gelen ortak sese ve kamuoyunun yoğun baskısı üzerine ilçe başkanları olarak bu kararlarını yeniden gözden geçirdiklerini belirterek, “Örgüt ve taban baskısı aldığımız karardan dönmemizi zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle teşkilatımızın ve kamuoyunun yakinen tanıdığı teşkilatımızı büyüteceğine inandığımız Eski İl Başkanımız ve Yüksek Disiplin Kurulu eski üyesi Veli Ağbaba’yı 06 Mart 2010 tarihinde yapılacak İl Başkanlığı ve İl Meclisi seçiminde destekleyeceğimizi, tüm parti teşkilatımıza ve Malatya Kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz” şeklinde konuştu.
İMZA KOYAN İLÇE BAŞKANLARI
CHP İl Başkanlığına aday gösteren ilçe Başkanlarının ortak açıklamasına 9 ilçe başkanı imza koydu. Rahatsız olan ve Hastanede serum tedavisi gören CHP Kale İlçe Başkanı Hatice Şimşek kolunda serumla basın toplantısına katılırken, Hatice Şimşek’in yanı sıra Barttalgazi İlçe Başkanı Yusuf Durmaz, Yazihan İlçe Başkanı İbrahim Arduç, Kuluncak İlçe Başkanı Kemal Yıldırım, Darende İlçe Başkanı M.Sinan Sunguroğlu, Arguvan İlçe Başkanı Hasan Yücel, Doğanyol İlçe Başkanı Şahin Öz, Pütürge ilçe Başkanı Hasan Türkeri ve Yeşilyurt İlçe örgğütü adına İsmet Havlucu Veli Ağbaba’yı il başkanlığına aday gösterilen açıklamaya imza koyanlar arasında yer aldı.
Bu arada, çok sayıda il delegesi de Veli Ağbabayı desteklediklerini açıkladılar.

5 ŞUBAT 2010 MAKSAD TÜRKÜ GECESİ YAPILDI
Gecede Malatya Kültür Sanat Derneği Başkanı Sayın Mustafa Yuka’nın konuşması
“Sevgili dostlar. MAKSAD’IN hazırlamış olduğu bu türkü gecesine hoş geldiniz. MAKSAD’IN kuruluş felsefesi, Üyelerinin üretimini sizlerle paylaşmak. Bir de kültürümüzün yozlaşmamsa karşı mücadele etmektir.
Onun için MAKSAD’IN iki temel felsefesi vardır. Birincisi kültür ikincisi sanattır.
KÜLTÜRLÜ: . Aydın insan içinde yaşadığı loplumun ve dünyanın dünü, bugünü ve yarını üzerinde düşünen, sorgulayan ve insanoğlunun iyiliğine ve kötülüğüne olan halleri bağımsız olarak irdeleyen bir yapıda olmalıdır. Gerektiğinde muhalif olmaktan çekinmeyen, körü körüm1 inanmayı. Bağlanmayı ret eden, tabularını sorgulayan, ezberleri bozan düşüncedir. Yapısı gereği düşünen.kuşku duyan, gerektiğinde tüm bunları dile getiren, tabulara karşı eleştirel görüşler geliştirebilen, bağlantıları, geçişleri ve farklılıkları gören kişi kültürlü kişidir.
YANİ KISACASI SORĞÜLAYAN KİŞİDİR.
Kültür Latince kökenli bir kelime olup dilimize Amerikan’ca ve Fransızcadan girmiştir. Latince cultura, toprağa bir şeyler ekip ürün almak, üretmek anlamında kullanılırdı.
. Fransızcada kültürün karşılığı irfandır.
. Amerikancada kültürün karşılığı medeniyettir Medeniyet ise uygarlık yani insanların doğaya egemen olma, toplum olarak daha iyi bir yaşama ulaşma çabalarından çıkan sonuçların, bilim, teknik, sanat ve kültürün tümünü kapsar.
Kültür kısacası binlerce yıllık süreç içerisinde oluşur ve yaşamın tamamını kapsar.
Kültür yaşama yön verir. Hem insanları koyunlaştırır Hem de haksızlığa karşı baş kaldırır o silahı elinde bulunduranın kullanmasına bağlıdır.
Kültürlü toplumlar koyun gibi güdülemezler. İnek gibi sağılmazlar. Eşek gibi yüklenemezler.”
Taylan Eliaçık ; ( 27 Mayıs 1984, Malatya) Doğumlu forvet oyuncusudur.
Taylan Eliaçık futbol yaşamında Malatya Tekelspor , Mersin İdmanyurdu , Mardinspor , Erzincanspor , Mezitlispor, Kahramanmaraşspor, K. Erciyesspor ve Şanlıurfaspor takımlarında forma giydi. Geçen sezon toplam 12 gol kaydeden Taylan, kariyeri boyunca Bank Asya Birinci Lig (26 maç 6 gol), TFF 2. Lig (100 maç 30 gol), 2. Lig (10 maç), TFF 3. Lig (29 maç 29 gol) ve Türkiye Kupası (5 maç) müsabakalarında forma giydi.
Uzun boyu ve hava toplarındaki hâkimiyeti ile dikkat çekiyor. TFF 3.Lig’de 29 maçta 29 gol ve TFF 2.Lig’de ise 85 maçta 23 gol atmıştır.
“Yakup Amca, Ben Abbas DURAK’IN kızıyım. Şu an bir ödev çalışmam vardı. Az önce bitirdim, Hani TV lerde meclis’e Başbakan, Cumhurbaşkanı için 23 nisan Bayramında öğrenciler bir günlüğüne makama oturur ve devlet büyüklerinin görevini sembolik olarak alırlar ya onun seçimlerine hazırlanıyorum okul genelinde seçildim yarin ise İLÇE GENELİNDE SONRA İL GENELİNDE SONRADA TÜRKİYE GENELİNDE Seçmeler katılacağım OKUL Seçmesini geçtim, şimdi ilçe seçimine katılacağım bu yazımıda müsaade ederseniz sizlerle paylaşmak istiyorum”
Sayın Öğretmenlerim ve Sevgili Arkadaşlarım; Sizlere kendimi tanıtmak istiyorum. Adım, EDA DURAK. ERYAMAN KOOP. BİR. İ.Ö.O. öğrencisiyim. Büyüyünce hukuk okuyup insanların haklarını en iyi şekilde savunup haksızı, haklıdan ayırmak istiyorum. Hobilerim yüzmek, basketbol ve halk dansları oynamak ayrıca bağlama, mandolin ve keman çalmaktır. Fobilerim ise karanlıktır. Müziğe çok büyük bir tutkum var. Bu tutkumun nedeni ise sakinleştirici özelliği olmasıdır. Ayrıca kullanmış olduğum müzik aletleri üzerinde çaldığım eserler duygularımı yani beni ifade ettiği için seviyorum. Özellikle müzik, öğrencilerin kendilerine sorun edindiği sınav stresini azaltma yönünde iyi bir çözüm olduğunu düşünüyorum. Çünkü dinlendirici bir müzik, öğrenicinin gerginliğini geçirecek, öğrenciyi sakinleştirir. Buda öğrencinin sınavında daha başarılı olmasını sağlar. Sizlere, bütün insanlık için önemli bazı konulardan bahsedeceğim. Bunlar sırasıyla insan haklarına saygı, günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri olan küresel iklim değişikliği ve savaşlar.
İnsanoğlunun dünya üzerindeki serüveninin başlangıcı konusunda tam bir mutabakat olmasa da, genelde insanlık tarihinin bilinen anlamda -tarih biliminin anladığı anlamıyla sadece yazılı belgelere dayandırmaksızın tarih öncesi devirleri de hesaba katarak- 45 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu iddia edilir. Bu, oldukça uzun süre içerisinde doğayla insan arasında çetin mücadelelerin yaşandığı, insanlığın doğa karşısında sürekli bir üstünlük arayışı içinde olduğu bilinen bir gerçektir. İnsanlar yeryüzüne gelen en son yaratık olmasına karşın, doğa güçlerini ele geçirmek için beynini kullanan ilk yaratıktır. Bu özelliği ile insan hiç kimsenin başaramadığı kadar büyük oluşumlara sebep olmuştur. Öyle ki bu yaratık, hiçbir güçlük çekmeden tonlarca ağırlıkta cismi kaldıran, günde binlerce metre koşabilen, kuşların çıkamadığı yüksekliklere çıkabilen, su altındaki balıklardan daha hızlı yüzen, dağları delip geçen, çölleri sulaya bilen bir canlıdır. İnsanoğlu yaratıldığından bu güne kadar, geçen zamana pareler olarak, kendisine has olan o beyinsel güçle bir takım hareketlere ve bunların sonucunda medeniyetlerin oluşmasına sebep olmuştur. İnsanlık tarihinde öyle dönemler vardır ki, yavaş fakat daha gelişmiş boyutta toplumu ve bunun sonucun da her toplumun kendisine has kültür birikimi yaratmışlardır. İnsan oğlunun doğa ile mücadelesinin 18 inci ve özellikle 19 uncu yüzyılda kömürle çalışan buhar makinelerinin icadı ile birlikte büyük ölçüde insanlığın lehine döndüğü, 45 bin yıllık tarihin son 3–4 binlik kesitinde yaşanan hızlı gelişme ile artık doğa karşısında insanın yapamayacağı şeyin kalmadığı yönünde genel bir düşüncenin hâkim olduğunu görürüz. Kültürel birikim ve gelişim zamanla orantılı olarak, hızlı bir şekilde olup, tarihte bir takım kültürel patlamalara sebep olmuştur. Örneğin; taş devri, tunç devri ve atom devri gibi… Görünmekle birlikte; Gerçekten böyle midir? İnsan artık Nükleer, uzay, bilişim veya her ne derseniz deyin bu çağda gerçekten doğa karşısında hâkimiyetini ilan edebilmiş durumda mıdır? Doğanın izin vermediği noktalarda insan beyninin icatları, istenilen her şeyi zararsız, ziyansız insanlığın refahını artırıcı olarak ortaya koyabilmekte midir? Yaptıkları yanında yıktıklarının insanlığın kendi zararına daha çok hizmet ettiğini söyleyemez miyiz? Aynı insanoğlu, tarih boyunca güçlendikçe, doğa ile olan amansız mücadelesinin yandın da kendi soyunu da acımasızca yok etmeye çalıştığını tarihin kayıt etmiş olduğu savaşlardan öğrenmiş oluyoruz.
Uzaydan bakıldığında mavi, yeşil, beyaz bir portakal görünümünde, evrende bilebildiğimiz tek yaşanabilir yer olan dünyamız, içinde yaşadığımız yüzyılın sonunda bu canlılığını korumaya devam edemeyecektir. Çok yakın gelecekte, kâinatta eşsiz canlılığın sembolü mavi, yeşil, turkuvaz, beyaz yaşam tomurcuğu dünyamız, kurumuş, kavrulmuş bir çamur kabarcığına dönecek. Dünyaya hâkim olmaya çalışan insanoğlunun hiç doymayan zenginlik hırsı, dünyayı yaşanabilir bir cennet olmaktan uzaklaştırıp, kızgın bir cehenneme çevireceğini şimdiden söyleyebiliriz. YAŞANILABİLİR BİR DÜNYA VE GELECEK NESİLLER İÇİN YAŞANILABİLİR BİR DÜNYA BIRAKMAK İSTİYORSAK EĞER; İnsanoğlunun hiç doymayan zenginlik hırsını; İnsanı, doğayı ve en az insan kadar doğanın gerçek sahibi olan diğer canlıları yaşatmayı ve yaşamayı zenginlik saymayı, İnsan oğlunun artık soyunun devam ettirebilmesi için kaderinin doğanın kaderiyle aynı olduğuna inanması ve doğayı yaşatmak için gereğini hiç geciktirmeden yapması şarttır. İnsanoğlu önce kendi soyunun yaşam haklarına saygı göstermesini, aşırı doyumsuzluğunu frenlemeyi, en az kendisi kadar diğer insanlarında, toplumlarında, devletlerinde, milletlerinde yaşama hakkının ve diğer sosyal haklarının kutsallığına saygı göstermelidir. İnsanlığın tarih boyunca tahrip etmiş olduğu kendi insani değerlerini yani vicdanlardaki merhamet duygusunu zenginleştirmeli, insanlığın, canlıların yaşama ve soyunu devam ettirme kutsallığına inanmalı ve saygı göstermelidir. Aynı şekilde tarih boyunca tahrip ettiği doğayı onarmak için gerekeni yapmalıdır. Doğanın yaşamasının ve İNSAN oğlunun soyunu devam ettirmesinin doğrudan DOĞANIN Dengeli yaşamasına bağlı olduğu inancıyla, her birey, her toplum, her millet, her devlet Doğanın kirletilmemesi ve yaşanabilirliğini kaybetmemesi için ve Bilim adamlarının önerileri doğrultusunda yapılması gerekenleri büyük özen gösterilerek yapılması gerekmektedir. EĞER BU SÖYLENELERİ YAPMIYORSAK, KIYAMETİN NE ZAMAN KOPACAĞINI MERAK ETMEYE GEREK VAR MI? İNSANOĞLUNUN SOYUNU YOK EDECEK, DÜNYADAKİ TEK GÜÇ YİNE İNSANIN KENDİSİDİR.
“Değerli dostlarımız Almanya’da radyo karaca gecesinde 24.10.09.Tarihinde yapmış olduğumuz gecede bizlere destek veren ve yardımlarını esirgemeyen bütün dostlarımıza gönül dolusu teşekkür ediyor sevgilerimizi saygılarımızı sunuyoruz. Gecemiz gerçektende çok güzeldi ( En azından biz öyle düşünüyoruz kutluyla, takdir yinede sizlerin ) elimizden geldiği kadar, degerli konuklarımızı memnun etmeye, onları evlerindeymiş gibi rahat ettirmeye çalıştık umarız başarılı olmuşuzdur. Gecemizin görüntülerini büyük bir caba göstererek saatlerce bıkmadan çekim yaparak bize destek veren sevgili yeğenim Bora Özcan ve Arkadaşına çok teşekkür ediyoruz. Görüntüleri en geç 6 hafta sonra sizlere ulaştıra bileceğimiz için üzgünüz, gecikme sebebi düzenleme yapılacak olması, çünkü çok uzun bir çekim yaptıklarından dolayı bugünden yarına veremezlermiş. Bizden biraz sabırlı olmamızı ve sonuçtan çok memnun kalacağımızı söylediler. Yapmış olduğumuz gecemizin gelirinde sizlere bildirmek istiyoruz,1000.Euro hemen o gece sıcağı sıcağına değerli başkanımız Adem Özcan’a verdik, kendisi en kısa zamanda köyümüze göndereceğini söyledi, kendisine ayrıca çok teşekkür ediyoruz yardımlarından dolayı her şey köyümüz ve köylülerimiz için, birlik beraberlik içersinde olmak dileğiyle herkese saygılar sunuyoruz.” Meral ENGİN (TAŞ)
Yapımı henüz tamamlanmayan kültür evimiz ilk kültür etkinliği gerçekleşti Bayramlaşma merasiminde vatandaşlarımız bir araya gelerek geleneklerimize uygun olarak saygı ve sevgi ile bayramlaştı. Merhum Tülay TURHAN, Reyhan KOÇ, Hasan KOÇ İsmail ÜLGER, Mustafa KORKMAZ, Hüseyin UÇAR ve Seher ERBAŞ’IN Bayram yemekleri toplu olarak yendi ve kabir ziyaretleri ile devam etti
Alternatif bir sol hareket yaratma amacıyla yola çıkan Alevi Bektaşi Federasyonu’nun öncülüğündeki çalışma grubu, 13 Eylül 2009 Pazar günü Malatya’da ‘Nasıl Bir Türkiye’ forumu düzenlendi. “29 Mart 2009 yerel seçimleri sonucu Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) siyasal süreci değerlendirmesi ve ‘’halkımız için, umut ışığı olabilecek sol-sosyal demokrat bir toplumsal muhalefeti birlikte oluşturmak, önümüzde bir görev olarak durmaktadır” tespitini yapmasından sonra, yapılan toplantılar, görüşmeler sonucu şekillenen “NASIL BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ?” Tartışma Taslağı, Türkiye çapında yapılacak 25 Bölge Toplantısı’ndan ve katılımcı kişilerden ve çevrelerden gelecek görüşlerle son halini alacak, daha sonra da ortaya çıkacak sonuç kamuoyu ile paylaşılacak.”